Yeni Parti Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, ABD seçimlerinde Cumhuriyetçilerin anket tahminlerinin ötesinde kayıp yaşadığını belirtti. Günaydın, sandıktan çıkan tablonun Donald Trump yönetiminin iç ve dış hamlelerine verilmiş doğrudan bir karşılık olduğunu dile getirerek Türkiye açısından da sonuçlar barındırdığını söyledi.
Seçim Sonuçları ve İç Politika Dengeleri
Demokrat adayların uzun bir aradan sonra Texas ile Kansas gibi Cumhuriyetçi kalelerde üstünlük sağlamasına işaret eden Günaydın, tablonun vahametine dikkat çekti. Trump’ın oy pusulalarında yer almadığı yönündeki savunmasını eleştiren Günaydın, seçmen tepkisinin eyalet yönetimlerinin yanı sıra Temsilciler Meclisi ile Senato yarışlarında da farkı açtığını aktardı.
Seçmenin sergilediği tutumun ardında iki temel itiraz gerekçesi bulunduğunu ifade eden Günaydın, kurumsal mekanizmaların zayıflatılarak keyfi kararların öne çıkmasının Amerikan kamuoyunda hoşnutsuzluk yarattığını kaydetti.
Dış Politika ve Güç Dengesi Değişimi
Dış ilişkiler bağlamında İran gerilimine değinen Günaydın, yüksek ekonomik harcamalara rağmen askeri adımlardan sonuç alınamamasının tepki topladığını bildirdi. Rusya-Ukrayna krizinde Vladimir Putin ile kurulan temasları tüccar diplomasisi olarak tanımlayan Günaydın, bu yöntemin karşılık bulmadığını vurguladı.
Yeni yasama aritmetiğiyle birlikte Kongre’nin Ocak 2027 tarihine, Trump’ın ise 2028 sonuna kadar yetki kısıtlarıyla karşılaşacağını savunan Günaydın, Demokratların kontrolü ele almasıyla Türkiye’ye dönük CAATSA yaptırımlarında adım atmanın güçleşeceğini belirtti.
Bölgesel Etkiler ve Erdoğan Değerlendirmesi
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile kurgulanan Orta Doğu stratejisinin sandıkta ciddi hasar gördüğünü kaydeden Günaydın, İran eksenli tasarımların sürdürülebilirliğinin tartışmalı hale geldiğini ifade etti. Günaydın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye yönetimi açısından ortaya çıkan tabloya ilişkin şunları söyledi:
“Buradan, Erdoğan adına çıkarılacak ağır dersler vardır: Demek ki dış politika, kişisel ilişkiler ile yürümüyormuş! Demek ki ‘derin devlet’ tasarımları, yurttaşın vetosu karşısında çaresiz kalabiliyormuş. Demek ki, Trump-Netanyahu senaryosunda yazılmış Mekke Anlaşması’na hevesle taraf olmak, elde patlayan bir bombaya dönüşebiliyormuş. Demek ki kendi halkından onay alamayanların dağıtmaya kalkıştığı meşruiyetin, hiçbir geçerliliği yokmuş!”

Yorumlar kapalı.